..:: Partilerden ::..

İzmir'de CHP'liler tekme tokat dövdükleri arkadaşlarının parmağını kırdı


İzmir'in Gaziemir ilçesinde CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş'ın da katıldığı toplantıda, partililer arasında kavga çıktı. CHP Gaziemir İlçe Başkanlığı'nda gerçekleştirilen toplantıda, işadamı Hüseyin Şahin'in (48), aynı partiye mensup, aralarında Gaziemir İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy'un da bulunduğu bazı kişilerce dövüldüğü iddia edildi. Kavga esnasında Şahin'in kesici bir aletle parmağının kesildiği, gözünde morlukların oluştuğu belirtildi. Hastaneye kaldırılan Şahin, 45 gün rapor aldı. Konuyla ilgili açıklama yapan ve haksız yere saldırıya uğradığını söyleyen müteahhit Hüseyin Şahin, "Ben sadece ilçe başkanını, tarafsız, herkese eşit mesafede olması gerektiği konusunda uyardım. Ama o 5 yıldır belediye başkan aday adayı olarak İbrahim Şenol'u destekledi. Kendi adayının Şenol olduğunu ve genel başkanın da kendisini desteklediğini söyledi. Ben de bunun yanlış oldunu söyleyince fiili saldırıya maruz kaldım" dedi. CHP'liler arasındaki kavga, dün akşam saat 21.00 sıralarında CHP Gaziemir ilçe binasında meydana geldi. Alınan bilgiye göre, CHP İl Başkanı Kemal Karataş, aylık olağan toplantı için Gaziemir'deki partilileri, ilçe binasına davet etti. Konferans salonundaki toplantı sırasında parti üyesi olan 48 yaşındaki müteahhit işadamı Hüseyin Şahin ile CHP Gaziemir İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy arasında, belediye başkanlığı aday adaylığı konusunda tartışma çıktı. Tartışmanın büyüyerek kavgaya dönüşmesi sonucu, iddiaya göre Hüseyin Şahin; İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy, CHP Gaziemir başkan aday adayı İbrahim Şenol ve eşi Birsel Şenol ile birkaç partili tarafından dövüldü.
Kavgada esnasında Şahin'in sağ elinin baş parmağı kesici bir aletle kesilirken sol gözü atılan bir yumruk sonucu morardı. İbrahim Şenol'un eşi Birsel Şenol da Şahin'in sol kulağını tırnaklayarak yaraladığı ileri sürüldü. Kavgayı, araya giren partililerin güçlükle sakinleştirdiği ifade edildi.
Kavganın ardından kendi imkanlarıyla İzmir El ve Mikro Cerrahi Hastanesi'ne giden Şahin, yaklaşık 3 saat süren bir operasyon geçirdi. Parmağının kopan damarı dikilirken, Şahin 45 gün iş göremez raporu aldı. İlçe Başkanı Demirsoy ve yandaşları tarafından fiili saldırıya uğradığını iddia eden Şahin, olayla ilgili hastaneye gelen polis ekiplerine ifade verdi.

 


Mavi Alev Hareketi’nin CHP’ye Katılım Programı Belli Oldu

 

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Aksünger’in kurucusu olduğu Mavi Alev Hareketi’nin sır gibi saklanan CHP’ye katılım programı belli oldu.

İzmir’in tanınmış simaları olan İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Necip Kalkan, eski hakemlerden İsmet Arzuman, Anadolu Birliği Genel Başkanı Şeyhmus Kayapınar, İTO Meclis üyeleri İsmail Akdemir, Salih Çiftçi, Ukrayna'nın İzmir Fahri Konsolosu Çetin Güvercin, İzmir Kemeraltı Derneği Başkanı Mehmet Gülaylar’ın da üyesi olduğu Mavi Alev Hareketi, önümüzdeki hafta CHP İl Başkanlığında İl Başkanı Kemal Karataş, CHP  MYK Üyesi Mehmet Ali Susam, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve Erdal Aksünger’in katılacağı basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulacak.

Katılım töreninde içinde CHP Genel Başkan Deniz Baykal’dan alınan görüş sonrasında Baykal’ın Haziran ayının ikinci haftasını uygun gördüğü belirtiliyor.

Haziran ayının ikinci haftasında yapılacak katılım töreni AKP’ye misilleme olarak Halkapınar Kapalı Spor Salonunda gerçekleşecek.

 

 

 


Karataş’a Muhalif CHP İlçe Başkanları Kavgacı Arkadaşları İçin Ankara'da...

CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş, yeni üye kayıtlarını denetlemek amacıyla ilçelere düzenlediği rutin ziyaretler kapsamında Gaziemir ilçesinde Gaziemir İlçe Başkanı Demirsoy başta olma üzere yöneticiler ile Gaziemir'den belediye başkan adaylığına hazırlanan müteahhit 48 yaşındaki Hüseyin Şahin arasında yaşanan, Şahin’in feci şekilde dövüldüğü, sağ elinin baş parmağı kesilerek kopma noktasına geldiği, gözü morardığı, kulaklarında tırnak izleri oluştuğu kavganın gerçek sebepleri gün yüzüne çıkmaya başlıyor.

Kavganın yaşandığı toplantıya Hüseyin Şahin’i bizzat ilçe Başkanı Yüksel Demirsoy’un davet etmesinin şahitlerle ispatlanmasının ardından çarpıcı bir gerçek daha ortaya çıktı.

Demirsoy’un İlçe ile Alaksı Yok Dediği Şahin CHP Gaziemir İlçeye 2 ay önce 6000YTL Bağış Yapmış

Yüksel Demirsoy’un Gaziemir ilçesiyle alakası olmayan kişi olarak yorumladığı Hüseyin Şahin’in 11 – 03 – 2008 tarihinde G Seri Numarası 0043230 sıra numaralı bağış makbuzuyla Gaziemir İlçe Başkanlığı’na ilçenin borçları olan elektrik- su- kırtasiye giderlerinin ödenmesi 6000 YTL ( Altı bin Yeni Türk Lirası) bağış yaptığı ortaya çıktı.

Öte yandan bu sabah saat 07:00 THY uçağıyla Ankara’ya giden aralarında Yüksel Demirsoy, Mehmet Süne, Ertam Özen, Sıtkı Kürüm, Halil Serbeş, Salih Küçükbayrak aralarında olduğu altı ilçe başkanı Demirsoy’un görevden alınma ihtimalinin yüksek olmasından dolayı başta Genel Sekreter Önder Sav’la görüşerek böyle bir kararın verilmesine engel olmak için çaba gösterecekler.

 

 

 

 

 


CHP İzmir'de Gözler Hüseyin Şahin'in Toplantısına Çevrildi......

 CHP İl Başkanı Sayın Kemal Karataş'ın, Gaziemir İlçesini ziyaret ettiği 7 Mayıs günü Gaziemir ilçe binasında yapılan toplantıda Gaziemir CHP ilçe başkanı Yüksel  Demirsoy ve arkadaşları tarafından darp edilen ve aldığı darbe sonucu parmağı kopan CHP İzmir İl Kongre Delegesi 16 Mayıs 2008 Cuma günü  saat 10. 30’da  Konak Best Western Otel’de basın açıklaması yapacak.  Basın açıklamasını başta İzmir basını olmak üzere ulusal yayın yapacak olan birçok basın kuruluşu takip edecek.

Kulislerde Hüseyin Şahin’in bazı önemli belgeleri açıklayacağı ve bu belgelerin CHP İzmir’de deprem etkisi yaratacağı belirtiliyor.

 

 


                                                                              
İZMİR İL BAŞKANLIĞI BASIN BÜROSU


AK PARTİ İZİMR İL BAŞKANI AYDIN ŞENGÜL:
HOMEROS VADİSİ, GÖZ BOYAMADAN İBARET

AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, Homeros Vadisi’nin açılışı konusunda Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı reklam faaliyetlerinin abartılı olduğunu belirterek, “Homeros Vadisi Projesi, bir belde belediyesinin dahi yapabileceği bir projedir. Bu proje için İzmir Büyükşehir Belediyesi abartılı reklamlar ve afişler yaptı. Reklam için harcanan parayı Homeros Vadisine harcasaydı ortaya çok daha doyurucu bir proje çıkardı. Homeros Vadisi açıldı ancak, yolları öylesine dar ve dik yapılmış ki iki araç yan yana geçemiyor. Ayrıca vadide çöp poşetleri yığınlar halinde piknik alanlarıyla iç içe bekliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden tek bir görevli bile yok. Vadinin içinde yer alan tek çay ocağı hijyen açısından yetersiz. Tuvaletler yapılmış ama kilitli olduğu için vatandaşlarımız kullanamıyor” dedi.  

AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan Homeros Vadisi’ni konunun uzmanı akademisyenlerle incelediklerini açıkladı. Projenin çok fazla eksik yönünün bulunduğunu dile getiren Başkan Şengül, “İzmirlilerin her şeyin en iyisini layık olduğunu düşünmekte ve bunu parti politikası olarak uygulamaktayız. İzmir’de halkımız için yeni bir dinlenme alanı kurulması bizi mutlu eder. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi, Homeros Vadisi Projesini çok amatör bir şekilde hazırladı. Bir belde belediyesinin bile kolaylıkla yapacağı projeyi günlerce gerek reklam, gerekse afişlerle duyurarak halkımızın gözünü boyamaya çalıştı. Homeros Vadisi’ne giden bir çok vatandaşımızdan gelen şikayetler üzerine konunun uzmanlarıyla birlikte giderek alanda inceleme yaptık. Öncelikle vadinin hemen girişte kapıda büyük çöp yığınıyla karşılaştık. Bu çöp yığınları vatandaşların oturma alanlarının hemen yanı başında beklemektedir. Ayrıca Vadide İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden tek bir kişi dahi bulamadık. Vadiye 4 adet bungolov tarzında tuvalet yapılmış ancak tuvaletler açıldığı günden bu yana kilitli durumda bekliyor. Vadiye gelen vatandaşlar tuvalet sıkıntısı yaşıyor. Alana gelen vatandaşların, bir şişe su alabilecekleri yer bile yok. En önemli konulardan bir tanesi de gelişi güzel yapılmış, iki aracın dahi geçemeyeceği kadar dar yollardır. Yollar vatandaşlarımızın can güvenliği için tehdit teşkil etmektedir. Aşırı virajlı dik ve dar yollar adeta kazalara davetiye çıkarır durumda bırakılmış. İzmirlilerin kullanması için dinlenme alanları yapılması gerekmektedir, ancak bunu yaparken öncelikle vatandaşın istekleri ve talepleri de göz önünde bulundurulmalıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesi reklam ve afişler için harcadığı parayı alanın düzenlenmesine harcasaydı ortaya çok daha güzel bir proje ortaya çıkardı. Homeros vadisi projesi, göz boyamadan öteye geçemedi. Ama Sayın Kocaoğlu’na da fazla kızamıyoruz, ekipbu olunca ortaya çıkacak icraatlar ancak bu kadar olur. Sayın Kocaoğlu’na bir tavsiyemiz; böyle projeleri eksiksiz yapmak istiyorsa AK Partili Belediyelerden örnek alsın ” diye konuştu.

FOTOALTI

Akparti (1) AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, Homeros Vadisi’ndeki oturma yerlerinin gelişi güzel yapıldığını söyledi

Akparti (2) AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, Homeros Vadisi’ndeki dere üstü geçidinin çok yüksek ve korumasız bir şekilde yapıldığını belirtti.

Akparti (3) AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, Homeros Vadisi’nin açılış gününden bu yana tuvaletlerin kilitli olduğunu söyledi

Akparti (4) AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, Homeros Vadisi’nda vatandaşların oturma yeri yakınlarında çöp yığınları olduğunu söyledi.

Akparti (5) AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, Homeros Vadisi’nde vatandaşların oturma yeri yakınlarında çöp yığınları olduğunu söyledi.

Akparti (6) AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, Homeros Vadisi yollarının dar, dik ve virajlı olması nedeniyle kazaya davetiye çıkardığını söyledi.

Akparti (7) AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, Homeros Vadisi yollarının dar, dik ve virajlı olması nedeniyle kazaya davetiye çıkardığını söyledi.

 

 


2.Dönem Siyaset Akademisi Başladı

 

 

 


İZMİR İL BAŞKANLIĞI

AK PARTİ SİYASET AKADEMİSİ İKİNCİ ETABI BAŞLADI

AK Parti Siyaset Akademisi 2. etap dersleri  “Türkiye’nin Siyasi İdari Yapısı ve Dünyada Belediyeciliğin Gelişim Tarihi” dersiyle AK Parti İzmir İl Başkanlığı Binası’nda başladı.

AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, akademinin ilk etabının teşkilat mensupları için çok doyurucu olduğunu belirterek ikinci etapta da aynı kalitede dersler ve konferanslar olacağını söyledi. Başkan Şengül, “Siyaset akademimizin ikinci etabına bugün başlıyoruz. İlk etabımız kursiyerlerimizin büyük memnuniyetiyle sonuçlandı, ikinci etabın daha da etkin olacağını düşünüyoruz. Her hafta cumartesi günleri, Özellikle Kişisel Gelişim, Deneyim Paylaşımı ve Teorik uygulamalı dersleri alacağız. Siyaset Akademisi eğitim programları sosyal sorumluluklarının farkında olan tüm vatandaşlarımıza açıktır. Ayrıca Siyaset Akademisinde en önem verdiğimiz konuların başında kadın katılımcılarımızın sayısını arttırmak geliyor. Yerel seçimlerde düşük olan kadın katılımını, daha üst düzeye çıkarabilmek Yerel Yönetimlerde Siyaset Akademisi çalışmalarına başladık. Amacımız; en az merkezi katılım düzeyinde, kadını yerel siyasette de etkin kılmak. Bu amaçla başlatılan yerel yönetimler akademisinde kadının bilgi ve donanımı güçlendirilerek başarı katsayısını artırmayı hedefliyoruz” dedi.

Siyaset Akademisinin amacının Yerel yönetimler için, bilgi sahibi, görevinin bilincinde, vizyonu ve misyonu olan yöneticilerin yetişmesine katkı koymak olduğunu ifade eden Aydın Şengül, “2009 yılı Mart ayı içinde yapılacak Yerel Seçimlere giden süreçte hem Belediye Başkanı aday adayları hem de Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi üyesi aday adaylarına eğitim verilmektedir. Siyasal partilerin işlevlerinden birisi de siyasal sistemdeki rollerin öğrenilmesi ve öğretilmesi, siyasal katılımın arttırılması ve devam etme süreci olarak ifade edilen Siyasal Sosyalleşmeye katkıda bulunmaktır.”

 

 


YOKSA CHP’NİN KADINA BAKIŞI BU MU?

 

      CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın 14 Mayıs 2008 tarihinde “Yeni İstihdam Paketi” hakkındaki meclis görüşmeleri sırasında, AK Parti’nin “kadınları mal” olarak gördüğü şeklindeki beyanını, kendisinin ve partisi CHP’nin kadına bakışını mı yansıttığını, anlamakta zorlanmaktayım.

       Sayın Arıtman’ın; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ın “AK Partili kadınlar feminist ideolojinin kölesi olmayacaktır” sözünü kendince yorumlayarak konuyu basite indirgemesini, meclisimizde kadınları temsil eden bir bayan milletvekilinin böyle talihsiz bir açıklamada bulunmuş olmasını, tüm kadınlarımız adına kınıyorum.

      Yeni işe başlayacak kadınlarımızın SSK primlerinin kademeli olarak İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödenmesinin; daha çok kadınımıza iş imkanı sağlayacağı, daha çok kadınımızın ekonomik özgürlüğünü kazanacağı ve aile ekonomisine katkıda bulunulacağı hakkındaki “İstihdam Paketi” görüşmelerinde, mecliste söz alıp “kadın” ile “mal” arasında ilişkilendirme yapılması ve bunun bayan bir milletvekili tarafından iddia edilmesini akıl ve mantıkla bağdaştıramıyorum.

Kadınlarımızın sosyal ve ekonomik durumunun geliştirilmesi yönünde yapılan görüşmeler esnasında; ATATÜRK’ün partisi olmakla öğünen CHP’ne mensup bir bayan milletvekilinin, kadınlarımıza hakaret teşkil eden bu açıklamayı yapması, bu milletvekilinin ve partisinin sözde Atatürkçülüğünün de bir göstergesi olduğunu değerlendiriyorum.

       Sayın Arıtman’ın bu yaklaşımının; cumhuriyetimizin, memleketimizin ve kadınlarımızın kazanımı adına çakılmış tek bir çivisi bulunmayan CHP’nin bilinen zihniyeti ve onun doğal sonucu olduğu kanaatindeyim. Kadınlarımızın savunuculuğunu kelimelerle oynayarak aşağılamaya çalışan sayın Arıtman’ın, kadınlarımız hakkındaki “mal” beyanını, talihsiz bir açıklama olarak görüyor ve kendisine iade ediyorum.

        21.Yüzyılda, günümüz Türkiye’sinde, kadınların mal olarak görülmesini siyaset malzemesi olarak kullanabilen, ifade edebilen bir zihniyet ancak ve ancak sayın hanımefendinin partisi ve görüşünde hayat bulabileceğini düşünüyorum.

       ‘’Kadına karşı ayrımcılık ırkçılıktan daha beterdir, siyaseti kadını dışlayarak yapamazsınız’’ ifadelerini her ortamda kullanan, bunu siyasal hayatta uygulayan sayın Genel Başkanım ve Başbakanım R. Tayip Erdoğan ve “kadını siyasetin olamazsa olmazı olarak gören” bir misyonun tek sahibi AK Parti’ye,  böyle mesnetsiz bir ithamda bulunmak kamu vicdanında haklı yerini bulacaktır.

TBMM’ndeki 50 kadın milletvekilinin 30’u AK Partilidir. Hükümetimizde bir kadın bakan, Merkez Yürütme Kurulumuzda iki kadın genel başkan yardımcımız bulunmaktadır. İl ve ilçe yönetimlerimizin yüzde 20’sine yakını kadınlarımızdan oluşmaktadır. 81 ilimizde, tüm ilçe ve beldelerinde Kadın Kolları teşkilatımız ve bu teşkilatları kongrelerle belirleyen 1,5 milyona yakın kadın üyemiz vardır.

       Bu talihsiz beyanıyla AK Parti ve partimin milletvekillerine saldırmayı görev edinen İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın partisi CHP’de kadınların konumu nedir, kaç kadın milletvekili vardır, partisinin Kadın Kolları var mıdır, nasıl seçilirler, açıklamalıdır.

       Sayın Arıtman’ın, kadınlarımızı inciten bu ifadesi rencide etme niteliğindedir, kendisi bir an önce kadınlarımızdan özür dilemelidir.

Saygılarımla.

AK PARTİ
İl Kadın Kolları Başkanı
NESRİN ULEMA

 

 


 

CHP KARABAĞLAR İLÇE YÖNETİM KURULU BELLİ OLDU
 
İzmiryeni kurulan en büyük nufusa sahip olan Karbağlar ilçesinin CHP ilçe teşkilatı yönetim kurulu üyeleribelli oldu. "CHP Tüzüğü'nün 40 ve 43. maddelerine göre atanacak  yönetim kurulu asaleten kongrede seçilmiş gibi tam kadro kongreye kadar görev yapacak.
 
İşte Yeni İlçe Yönetimi
 
CHP Karabağlar İlçe Başkanı Av. Mehmet Türkbay 
Yönetim Kurulu Üyeleri :
Sıraç Doğan
Necla Ozdemir
Niyazi Akgün
Tuncer Polat
Ali Küçükabacı
Mithat Tekgün
Bülent Şimşek
Ayşe Dostugen
Gökhan Kurt
CHP İzmir İl Sekreteri Mahmut Özçift, CHP Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen ve bazı CHP yöneticileri bu gün öğlen saat 12 00 civarında Büyükşehir Belediyesine ait Eşrefpaşa Hastanesi'nin yeni yapılan binasında görülmesi kafaları karıştırdı. Ertam Özen hasta olduğu için hastanede bulunduğunu belirtirken diğerleri susmayı tercih etti.

 

 


 

CHP  İzmir il  Disiplin Kurulu, CHP Buca İlçe Başkanı Mehmet Süne'nin diretmesi ile muhalif 3 isme kınama cezası verdi. Kararın dün açıklayan CHP  İzmir il  Disiplin Kurulu'nun kararı başta Buca İlçesi olmak üzere İzmir'de CHP tabanında şok etkisi yarattı. Bilindiği gibi yine bu karara CHP İl Başkanı Kemal Karataş karşı çıkmış, CHP Buca İlçe Başkanı Mehmet Süne'nin baskılarıyla dosya CHP İzmir İl Disiplin Kuruluna gönderilmişti.

 

CHP İl Disiplin Kurulu'nun kararı ile Kınama Cezası alan isimler şöyle; Dursun Ali Polat ( CHP Buca İlçe Kurucu Üyesi- Eski Buca Belediye Meclis Üyesi), Cavit Orhan (2004 CHP Buca Belediye Başkan Adayı) Atalay Özkan ( CHP Buca Eski İlçe Başkanı)

 

 

 

 


''YÜCE ATATÜRK,

 

Çağdaş yaşamı gönülden benimsemiş biz gençler, kurduğun Cumhuriyetin sağladığı kazanımların bilincinde olarak,

 

Cumhuriyetin devrimci ve aydınlanmacı ruhunu ilk günkü coşkusuyla sürdürmeye kararlıyız…

Bizler, Türk gençliği  olarak ilke ve devrimlerinizin yol göstericiliğinde öngördüğünüz çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için özveriyle yorulmadan ve tüm gücüyle çalışacağız.

 

Devrim ve İlkelerinden güç alan biz Atatürkçü Türk gençleri, bizlere duyduğun güvene layık olmak için hiçbir özveriden kaçınmayacak bıraktığınız emaneti her koşulda koruyarak sonsuzluğa taşıyacağız…

 

Türk Ulusunun her yaştan ferdiyle ortaya koyduğu kararlılığın önünde hiçbir güç duramayacak kimse Türkiye'yi çağdaşlaşma yolundan döndüremeyecektir.

 

 

Türk Ulusu'nun bağımsız ve özgür yaşama kararlılığının bir göstergesi olan Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlar, Yüce Atatürk'ü, Kurtuluş Savaşı'nın tüm kahramanlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ve gönül borcuyla anıyorum…''

 

 

Tamer Topcu

 

 


DÜZELTME VE CEVAP HAKKI

 

 

MACİT SEFİLOĞLU

YENİGÜN GAZETESİ KÖŞE YAZARI

 

 

Sayın Sefiloğlu,

Yenigün Gazetesindeki ve aynı gazetenin www.gazeteyenigun.com.tr adresli internet sayfasındaki 22. 05.2008 tarihli Başkan kurtuldu ama… başlıklı yazınızı üzüntüyle okumuş durumdayım.  Köşenizdeki yazınızda CHP Gaziemir İlçe Başkanlığı binasında yaşanan vahim kavganın ardından sefere çıkan İlçe başkanları grubunun Ankara görüşmelerinden çıkan sonuca bakıldığında; İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy haklı, Hüseyin Şahin ise provokatör görüntüsü ortaya çıkıyor.  Bu durumda Yüksel Demirsoy'un görevine devam edeceğini anlıyoruz. Bu yorumu Ümit Yaldız arkadaşımın köşesinden anlıyorum.Bu tavır "CHP üst yönetiminin uzun süredir görev yapan ve canla başla çalışan ilçe başkanına vefasını gösterme" anlamını taşıdığı şeklinde yorumlanabilir…..'' başlayan yazınız belirtmek isterim ki etik ve ahlaki  değerlerden uzak gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan hayal ürünü beyanlardır.

 

Sayın Sefiloğlu belirtmek isterim ki Gazetecilik onurlu bir meslektir. Sizin gibi onurlu insanların, yalan yanlış lafları, başkalarının içki masalarında senaryosunu yazdığı masalları gerçekmiş gibi köşenizde yazmanız beni ve kamuoyu vicdanını üzmüştür.

 

 

Sizlerinde yakından tanıdığı gibi Hüseyin Şahin  inancı ve fikirleri uğruna geçmişte büyük bedeller ödeyen bir arkadaşınızdır. Şahsımın, hiçbir zaman CHP sırtında kambur olan ve partimin adını kullanarak devran süren, bezirgânlarla uzaktan yakından ilişkisi olmamıştır. Sizlerinde bildiği gibi şahsım bu güne kadar siyaseti rant-kariyer aracı görmemiştir. Dahası, bireysel çıkarlar uğruna  seslerini çıkarmayan dalkavuklar,  haksızlıklara, eğriliklere göz yumanlarla, hakkı, hakikati söylemekten çekinlerle hatta çanak tutanlarla, inanç ve fikirleri sömürenlerle, kalemini satanlarla kol kola olmamıştır.

 

Sevgili Sefiloğlu, siyasette 'At izi ile it izinin birbirine karıştığı'', bugünkü durumda bozuk, kirli düzende birilerinin kendi dünyasında yarattığı bireysel kaygıların net bir şekilde aşikar olmasına rağmen sizler gibi Aydın, Çağdaş ve beni yakından tanıyan ve şahsımın yapmış olduğu toplumsal değerleri savunmak adına onurluca mücadelelerimden ve dik duruşumdan dolayı ağır bedeller ödediğimi bilen bir gazeteci arkadaşımın  bu satırları yazması beni derinden üzmüştür.

 

Öte yandan sizinde köşe yazmış olduğunuz Yenigün gazetesinin köşe yazarı olan Süleyman Gencel bana kurulan komplonun tüm gerçeklerini köşesinde şu açıklamayla belirtmiştir; Haber Müdürü Ümit Yaldız ile politika editörü Serdar Öztürk'ün CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş'ın görevden alınması konusunda girdikleri bir iddia bu. Serdar Öztürk, Karataş'ın görevden alınmayacağını ve Baykal'ın Karataş ile seçimi geçireceğini belirtirken, Ümit Yaldız, Karataş'ın 4 Haziran gününe kadar görevden alınacağını savunur. Yaldız'ın 4 Mayıs'ta girdiği bu iddiayı kaybetmesi halinde 5 Haziran günü magazin yazısı yazmasına karar verilir. Görünen o ki, Yaldız magazin yazmamak için hareket halinde. İlçe başkanları da çok sevdikleri köşe yazarlarını kurtarmak için imza kampanyası yapacaklar anlaşılan. Görünen o ki, Ümit Yaldız'ın Hülya Avşar yazısı yazma olasılığı çok yüksek. Eğer ilçe başkanları Karşıyaka ve Konak'ın blok oy kullanacağını düşünüyor, diğer ilçeleri yok sayıyorlarsa, imza toplamaları hayal olur.

Yani Süleyman Gencel'in de köşesinde yazmış olduğu gibi Ümit Yıldız isimli gazeteci arkadaşınız kendi iddiasını haklı çıkarmak için ortalığı bulandırmaya çalışmaktadır.

Oysaki sizin gibi gizli kapaklı pazarlıkları ve çıkar ilişkilerini eleştiren yazılar yazan birinin hayal ürünü varsayımları köşesinde yazması ve gerçeklerden uzak, yalan beyanlara ver vermesi başta insani değerler olmak üzere tüm değerlerden uzaktadır.

 

Kaldı ki sizin gibi gerek CHP Genel Başkanımız Deniz Baykal ile gerek naçizane şahsımla istediği anda, istediği konuşan bir arkadaşımın hiçbir şekilde bizim görüşlerimize başvurmadan özellikle Genel Başkanımızın ağzından yazılan yazıyı köşenizde gerçekmiş gibi dillendirmesi beni ve kamuoyu vicdanını rahatsız etmiştir.

Çünkü toplumumuzda; Siyaseti yapanlar kadar gazetecilik mesleğini yapanların da sadece cüzdanını, kariyerini ve reklâmını düşünmeyen; vicdanını, bilincini ve bedellerini satmayan, insani değerleri yok saymayan, onurdan yoksun olmayan, bireysel çıkarların ve kirli tatminlerin peşinden koşmayan, ilke ve etik değerlere saygı gösteren, suyun başını tutan kire batmışlardan uzak duran dürüst ve onurlu insanlardan oluşması istemi mevcuttur.

 

 

Bu nedenle sizin köşenizde yazdığınız bu yazıyla toplumumuzu da üzmüş bulunmaktasınız. Çünkü yazmış olduğunuz yazıyla bireysel, grupsal çıkarlar ve ahbap-çavuş ilişkilerini kullanarak bir yerlere gelmek hesaplarını yapanlara, maddi-manevi rant sağlamak hayalinde olanlara güç vermiş bulunmaktasınız.

 

Mağduriyetimin aleni bir şekilde ortada olmasına rağmen ve yaşadığımız bu demokrasi ayıplarına rağmen haksızlıklara, eğriliklere sesini çıkarmayanlar, gerçekler, hak-hakikat karşısında salyangozlar gibi büzülenler, hatta çıkar ilişkilerinden dolayı bana karşı gizli ittifakın içinde olanlar yarın kirlikleri ortaya  çıktığında toplumun içinde nasıl yaşamlarını sürdüreceklerdir merak ediyorum.

 

Sonuç olarak köşe yazınızda ileri sürülen iddialarınız ve hayali senaryolar şahsımı derinden üzmüştür. Söz konusu yazı şahsımı başta 35 yıldır onurlu üyesi CHP ailesi olmak üzere, halkın gözünde küçük düşürmeyi hedeflemekte ve şahsıma karşı ağır bir saldırı teşkil etmektedir.

Hiçbir araştırma ve somut veriye dayanmayan tek taraflı ve maksatlı beyanlardan oluşan gerçek dışı bu habere karşı cevap ve düzeltme yazısının Yenigün Gazetesindeki ve ve aynı gazetenin www.gazeteyenigun.com.tr adresli internet sayfasındaki köşenizde yayınlanmasını talep ederim.

 

 

 

23 MAYIS 2008

Hüseyin Şahin

CHP İZMİR İL DELEGESİ

 

 

 



İZMİR İL BAŞKANLIĞI
BASIN BÜROSU

AK PARTi GENEL BAŞKAN YARDIMCISI
PROF. DR. NÜKHET HOTAR GÖKSEL’DEN
SELÇUK YOLU MÜJDESİ

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Prof. Dr. Nükhet Hotar Göksel, yapımına 1998 yılında başlanan Belevi-Selçuk-Meryemana yolu ile ilgili  yapılan çalışmaların bitirildiğini belirterek “Selçuk-Belevi-Meryemana yolunun çalışmaları AK Parti Hükümeti’nden önce planlanmış ancak yavaş çalışma nedeniyle AK Parti Hükümeti dönemine dek bitirilememiştir. Göreve geldiğimizde yol çok düşük bir gerçekleşme seviyesindeydi. İzmir Turizmi için önemli olan Selçuk-Meryemana yolunun bir an önce yapılması için gerekli girişimlerde bulunduk ve gelinen noktada yol Belevi’nden Selçuk’a kadar bölünmüş olarak tamamlandı. Selçuk şehir geçişinde de kilitli parke yapımı 2008 haziran ayında tamamlanacaktır” diye konuştu.

AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Nükhet Hotar Göksel, göreve geldikleri günden bugüne kadar İzmir’in yıllardır bitirilemeyen projelerine öncelik tanıyıp sorunlara birer birer çözüm bulunduğunu belirterek “Göreve geldiğimizde İzmir’de yıllar önce temeli atılıp kaderine terk edilen bir çok proje vardı. Kuzey Çevre Yolu, Beydağ Barajı, Adnan Menderes havalimanı Dış Hatlar Terminali, İzmir Adliye Sarayı, İzmir-Manisa Duble Yolu, İzmir-Seferihisar Duble Yolu, Konak Köprülü Kavşağı bunlardan sadece bir kaçıdır. İzmir için büyük önem taşıyan bu projelere uzun yıllar önce başlanmış ve kaderine terk edilmişti. AK Parti Hükümeti olarak bütün imkanları seferber ederek büyük projeleri kısa süre içinde tamamladık. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, gerek Çevre yolu gerekse Beydağ Barajı konusunda bizzat incelemelerde bulunarak yatırımların bir an önce bitirilmesini sağladı. Selçuk-Belevi Meryemana yolu da göreve geldiğimizde sadece proje düzeyinde yapılmış ancak fiziksel gerçekleşme olarak çok düşük seviyelerdeydi. İzmir’deki diğer yatırımlarda olduğu gibi bu konuda da gerekli girişimleri yapıp yolun kısa sürede bitirilmesini sağladık. Selçuk-Belevi arasındaki yolun bölünmüş olarak tamamlanmış olması çalışmalarımızın meyvesidir” diye konuştu.

AK PARTi Hükümeti olarak İzmir’e özel bir önem gösterdiklerini ve büyük yatırımlar yapıldığını sözlerine ekleyen Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar Göksel, “2009 yılı Yerel Seçimleri’nde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni AK Partili belediyecilik anlayışı ile tanıştırdığımız zaman yerel projeler ve köklü yatırımlar artarak devam edecektir” dedi

 

 

 

 


CHP KOPAN PARMAKLA ÇALKALANIYOR

İzmir'de CHP Gaziemir İlçe Başkanı ve partililer tarafından parmağı koparılma aşamasına getirilen ve gözü morartılan işadamı Hüseyin Şahin, konunun şu ana kadar sonuçlanmamasına tepki gösterdi.

CHP İzmir İl Başkanlığı'na dilekçe veren Şahin, saat 10.45'te il binasına gideceğini basın mensuplarına duyurdu ancak daha öncesi İl Başkanı Kemal Karataş, doktorla randevusu olduğu gerekçesiyle saat 10.00'da parti binasından ayrıldı. Sadece çaycı Hatice hanımın bulunduğu binaya, saat 10.30'da CHP İl Sekreteri Mahmut Özçiftçi, bazı işleri için gitti. Basın mensuplarını karşısında gören Özçiftçi, böyle bir ziyaretten haberi olmadığını söyledi. Kısa bir süre sonra da Hüseyin Şahin binaya girdi.

Basın mensuplarıyla birlikte CHP İl Sekreteri Özçiftçi'nin makamına giden Şahin, dilekçeyi vermeden önce kısa bir açıklama yaptı. Şahin, '7 Mayıs 2008 günü Gaziemir ilçe binamızda, davet edilmeme rağmen sayın başkanımız ve iki il yönetici arkadaşımızın bulunduğu bir ortamda haksız bir saldırıya maruz kaldım. Olayın bugüne kadar akıbetinin ne olduğunu öğrenmek düşüncesiyle il başkanımızı ziyaret etmek istedim. Bundan sonra da kamuoyunun yakından takip ettiğini bildiğim için olayın kapatılmasına ısrarla karşıyım. Bunu yapan arkadaşlarımızın hâlâ parti yönetiminde olması kamuoyu vicdanında büyük ve derin bir yara açmaktadır. Bundan dolayı sayın il başkanımızın ve il yönetici arkadaşlarımızın gerekli yaptırımı uygulamasını talep ediyorum.' dedi.

Bunun üzerine Özçiftçi, 'Ben dilekçenizi aldım. Buraya geleceğinizden de haberim yoktu.' diyerek odasına gitti. Ardından basın mensuplarına teşekkür eden Hüseyin Şahin, 'Bu olayın üzerine gitmemdeki en büyük etken, 35 senemi verdiğim ve canımdan çok sevdiğim partime hiçbir karşılık beklemeden hep hizmet aşkıyla, kanımın son damlasına kadar gerek siyasi birikimimi gerek siyasi kültürümü verdim. CHP terbiyesini de toplumda çalıştığım ortamda gösterdim. Bu işin peşini bırakmanızı istemiyorum.' şeklinde konuştu.

Uğradığı saldırı sonrası bir ilçe başkanının kendisi hakkında söylediği sözleri de aktaran Şahin, 'Bir ilçe başkanı arkadaşımız, Gaziemir'e ziyaretinde, 'Az yapmışsınız. Beşinci kattan atsaydınız.' demiş. Başka bir ilçe başkanı da aynı şekilde beşinci kattan attıracağını söylemiş. Bu durum, partimizin hangi noktaya geldiğinin bir göstergesidir. Bu arkadaşlarımız partimize yakışmıyor. Bu arkadaşlarımız, partimizi yanlış mecralara götürmek için birtakım yanlış ilişkiler içinde. Parti yöneticilerinden tek istirhamım, bunların araştırılması ve bulunması.' dedi.

Olayın mahkemelik olduğunu da belirten Hüseyin Şahin, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'la 45 dakika görüştüğünü söyleyen ilçe başkanı ve yöneticilerini de yalancılıkla suçladı. Baykal'ın onlarla bu kadar uzun süre kesinlikle konuşmayacağını savunan Şahin, kendisinin telefonla görüştüğünü ancak içeriğini anlatmaya terbiyesinin müsaade etmediğini kaydetti.

 

 

 

 

 


CHP'DE PARMAK KOPARMA TARTIŞMALARI DURULMUYOR

 

İzmir'de CHP Gaziemir İlçe Başkanı ve partililer tarafından parmağı koparılma aşamasına getirilen ve gözü morartılan işadamı Hüseyin Şahin, konunun şu ana kadar sonuçlanmamasına tepki gösterdi. CHP İzmir İl Başkanlığı'na dilekçe veren Şahin, saat 10.45'te il binasına gideceğini basın mensuplarına duyurdu ancak daha öncesi İl Başkanı Kemal Karataş, doktorla randevusu olduğu gerekçesiyle saat 10.00'da parti binasından ayrıldı. Sadece çaycı Hatice hanımın bulunduğu binaya, saat 10.30'da CHP İl Sekreteri Mahmut Özçiftçi, bazı işleri için gitti. Basın mensuplarını karşısında gören Özçiftçi, böyle bir ziyaretten haberi olmadığını söyledi. Kısa bir süre sonra da Hüseyin Şahin binaya girdi.

Basın mensuplarıyla birlikte CHP İl Sekreteri Özçiftçi'nin makamına giden Şahin, dilekçeyi vermeden önce kısa bir açıklama yaptı. Şahin, "1 Mayıs 2008 günü Gaziemir ilçe binamızda, davet edilmeme rağmen sayın başkanımız ve iki il yönetici arkadaşımızın bulunduğu bir ortamda haksız bir saldırıya maruz kaldım. Olayın bugüne kadar akıbetinin ne olduğunu öğrenmek düşüncesiyle il başkanımızı ziyaret etmek istedim. Bundan sonra da kamuoyunun yakından takip ettiğini bildiğim için olayın kapatılmasına ısrarla karşıyım. Bunu yapan arkadaşlarımızın hâlâ parti yönetiminde olması kamuoyu vicdanında büyük ve derin bir yara açmaktadır. Bundan dolayı sayın il başkanımızın ve il yönetici arkadaşlarımızın gerekli yaptırımı uygulamasını talep ediyorum." dedi.

Bunun üzerine Özçiftçi, "Ben dilekçenizi aldım. Buraya geleceğinizden de haberim yoktu." diyerek odasına gitti. Ardından basın mensuplarına teşekkür eden Hüseyin Şahin, "Bu olayın üzerine gitmemdeki en büyük etken, 35 senemi verdiğim ve canımdan çok sevdiğim partime hiçbir karşılık beklemeden hep hizmet aşkıyla, kanımın son damlasına kadar gerek siyasi birikimimi gerek siyasi kültürümü verdim. CHP terbiyesini de toplumda çalıştığım ortamda gösterdim. Bu işin peşini bırakmanızı istemiyorum." şeklinde konuştu.

Uğradığı saldırı sonrası bir ilçe başkanının kendisi hakkında söylediği sözleri de aktaran Şahin, "Bir ilçe başkanı arkadaşımız, Gaziemir'e ziyaretinde, 'Az yapmışsınız. Beşinci kattan atsaydınız.' demiş. Başka bir ilçe başkanı da aynı şekilde beşinci kattan attıracağını söylemiş. Bu durum, partimizin hangi noktaya geldiğinin bir göstergesidir. Bu arkadaşlarımız partimize yakışmıyor. Bu arkadaşlarımız, partimizi yanlış mecralara götürmek için birtakım yanlış ilişkiler içinde. Parti yöneticilerinden tek istirhamım, bunların araştırılması ve bulunması." dedi.

Olayın mahkemelik olduğunu da belirten Hüseyin Şahin, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'la 45 dakika görüştüğünü söyleyen ilçe başkanı ve yöneticilerini de yalancılıkla suçladı. Baykal'ın onlarla bu kadar uzun süre kesinlikle konuşmayacağını savunan Şahin, kendisinin telefonla görüştüğünü ancak içeriğini anlatmaya terbiyesinin müsaade etmediğini kaydetti.

 

 

 


 

CUMHURİYET HALK PARTİSİ İZMİR İL BAŞKANLIĞINA

 

 

            07 Mayıs 2008 günü Sayın İl Başkanımız Kemal KARATAŞ, İl yöneticimiz Sayın Gürsoy ÖZDAMAR, İl yöneticimiz Sayın Turhan MANDUZ 'UN Gaziemir ilçemizi ziyareti sırasında, bizzat tanıklık ettikleri ve gözleri önünde cereyan eden şahsıma karşı yöneltilen İzmir Cumhuriyet Baş Savcılığına ve büyük bir bölümü Basında da yer alan olaylar silsilesi içerisinde uğramış olduğum darp, sövme ve hakaretler sonucunda kesici bir aletle de yara aldığım ve bu hususta yaklaşık 3,5 saat süren bir tıbbi operasyon neticesinde müdahale geçirdiğim hepinizin malumudur.

            Öncelikle olayın oluş şeklini kısaca anlatmak isterim, İl başkanımızın ziyaret edeceği gün 07.05.2008 günü ilçe yöneticileri tarafından toplantıya davet edildim. Önce il başkanımız bir konuşma yaptı, daha sonra parti ileri gelenleri birer konuşma yaptılar, daha sonra ise bana söz verildi, bende konuşmamda genel olarak partimizi seçimlerde ileri götüreceğine inandığım önerilerde bulunduktan sonra Parti terbiyesi ve disiplini çerçevesinde daha önce seçim kaybedilmesinin sebeplerini gerekçeleriyle açıklamaya çalıştım, daha sonra da ilçe başkanının çalışmalarında, başarısız olduğunu hemen hemen hiçbir çalışmanın gereği gibi yapılmadığını belirterek Gaziemir'in profilini çıkarttım.  Seçimlerde 10.000–13.000 seçmenin sandık başına gitmediğini yapılan kamuoyu yoklamalarında bu seçmenlerin çoğunun CHP ye gönül veren Parti üyeleri veya sempatizanları olduğunu ilçe yöneticilerinin halktan kopuk bir siyasi çalışma yaptıklarını nezaket sınırları içerisinde belirtim. Bu oy potansiyelinin çok önemli olduğunu, Gaziemir gibi ilerici ve aydın seçmen kitlesine sahip olan bir bölgenin iyi bir çalışmayla diğer seçim kazanan Parti ile aralarındaki 2.000–2.500 gibi bir farkla seçimi kaybetmesinin kabul edilemez olduğunu bu kadar net bir ilerici oya sahip olan bölgemizin bu seçmenlere yönelik hiçbir çalışma yapmadığını üzülerek belirttim. İlçe Başkanı Yüksel DEMİRSOY' UN "benim belediye başkan adayım Halil İbrahim ŞENOL'DUR" diye sanki partinin tespit ettiği aday ismi açıklar gibi açıklamada bulunması üzerine de bunun doğru olmadığını, CHP gibi köklü bir siyasi partinin ilçe başkanının siyasi literatüre ve jargona uygun hareket etmesi gerektiğini ve tüm adaylara eşit mesafede olması lazım geldiğini, böyle bir yetkisi olmadığını bu yetkinin ancak PARTİ GENEL MERKEZİNİN TASARRUFUNDA BULUNDUĞUNU belirtmem üzerine ilçe başkanı oturduğu yerden bana hitaben hakaretler etmeye başladı. "sen sus, konuşma şerefsiz" diye bağırdı. Öncelikle attığı lafları büyük bir sabırla karşıladım ve kendisine yaptığı işin doğru olmadığını, kürsü masumiyetini ihlal ettiğini, kendisini dolaylı olarak kınadığımı belirttim ve konuşmamı sonlandırdım. Bunun üzerine laf atmalar hakaretamiz boyutlara ulaştı ve birden hiçbir sebep yokken yine "şerefsiz, sen burada konuşamazsın, konuşma hakkın yok, parti üyesi bile değilsin" diyerek üzerime saldırdı. Onunla birlikte ismini sonradan öğrendiğim Serhan SEYRAN isimli şahısta bana birlikte saldırdı. (Bu şahsın ailesi daha sonra 17.05.2008 tarihinde işyerime gelerek şahitler huzurunda oğulları namına şahsımdan özür dilemişler ve kendisinin bizzat Yüksel DEMİRSOY tarafından işe alınmak bahanesi ile kandırıldığını, kendilerinin de son derece rahatsız olduklarını, oğullarına bir türlü mani olamadıklarını, eğer oğullarının başına bir şey gelirse sorumluluğun tamamen Yüksel DEMİRSOY'A ait olacağını belirtmişlerdir).  Yine Belediye Başkan adayı olarak lanse ettikleri Halil İbrahim ŞENOL'UN eşi ilçe sekreteri Birsen ŞENOL "sen bizim geleceğimizle oynuyorsun" diyerek tüm amaçlarını veciz bir kelimeyle nasıl bir beklentilerinin olduğunu açıkça beyan ederek tırnaklarını yüzüme geçirdi. Bunların sonucunda kendimi savunmaya çalışırken birde ayırma bahanesiyle ilçe yöneticisi Sayın Kadir ÖZALP bana saldıranları engelleyeceğine sanki saldıran benmişim gibi beni tutması karşı tarafında saldırması son derece vahimdir ve üzücü bir olaydır. Partimin yöneticileri için kıvanç duymam gerekirken maalesef adlarını saydığım bu kişiler için partim adına utanç duyuyorum.

            İlçe başkanı Yüksel DEMİRSOY yaptığı açıklamalarda benim tek başıma tüm isimlerini saydığım kişilere karşı komplo kurduğumu iddia etmektedir. Önce yukarıda belirttiğim açıklamalar çerçevesinde kimin komplo kurduğunu izah etmeye lüzum olmadığını düşünerek, tamamen tasarlanarak ve planlı bir saldırıya uğradığımın açık olduğunu İl Yöneticilerinin takdirlerine bir dada sunarken, yine Sayın İl Başkanımız Kemal KARATAŞ'IN olayla ilgili bir açıklamasını aynen yenilemeden edemeyeceğim Milliyet Ege ilavesi 10.05.2008 tarihindeki demecinde "nasıl böyle bir komplo iddiası ileri sürülebilir? Bunu düşünmek bile beyinsizlik. Bunların eleştiriye tahammülü yok. Partiliye saygısı yok" demiştir. Yine olay anında orada bulunmamasına ve hiçbir şekilde olayın gelişimi hakkında görgüye dayalı bir bilgisi olmamasına rağmen başka bir İlçe Başkanımız, olaydan sonra Gaziemir İlçe Başkanlığı Merkezine gelerek gıyabımızda birçok partilinin önünde "az yapmışlar, ben olsam pencereden aşağı attırırdım" diyerek kimlerin nasıl bir komplo içerisinde olduğunu bir defa daha göstermiştir. Bahsi geçen ortamda anlatılan bu beyan daha sonra diğer partililere de kulaktan kulağa anlatılmış ve Gaziemir Eski Başkan adayı Ercan ÇOKBANKİR ve İl Genel Meclis Üyesi Seydi AKTAŞ tarafından bana aktarılmıştır.

            Sevgili İl Yöneticisi arkadaşlarım, 7 Mayıs 2008 günü Sayın İl Başkanımız Kemal KARATAŞ, İl Yöneticimiz Sayın Gürsoy ÖZDAMAR, İl Yöneticimiz Sayın Turan MANDUZ' UN Gaziemir ilçemizi ziyareti sırasında yaşanan olumsuz saldırgan tutumları nedeni ile İlçe Başkanı Yüksel DEMİRSOY ve İlçe Sekreteri Birsen ŞENOL, eski Gençlik Kolları Başkanı Serhan SEYHAN hakkında partimin yetkili kurumlarının harekete geçmesi ve gereğini yapma adına bu olayın kapatılmamasını bilgilerinize arz ederim.

            Sevgili il Yöneticisi arkadaşlarım, bu olayın bu aşamaya gelinceye kadar, arkasındaki geçmişten süre gelen olayları ve Gaziemir ilçemizdeki yaşanan bu olumsuz tablonun benimle hiçbir ilgisi olmadığı halde, olayın içine çekilmem bir tesadüf sonucu değildir. Yaklaşık dört aydan beri İlçe Yöneticisi Sayın A. Kadir ÖZALP, Aydın TÜLÜ bana gelerek, partiye niçin gelmediğimi ve bizim gibi insanların partiye gelmediğinden dolayı Yüksel DEMİRSOY, Halil İbrahim'in eşi Birsen ŞENOL ve bununla hareket eden bazı yönetici arkadaşlarımın partiye zarar verdiğini, iki kere seçim kaybetmiş bir ilçe başkanının ve bir kere seçim kaybetmiş belediye başkanı adayı Halil İbrahim ŞENOL arkadaşımızın ve eşi Birsen ŞENOL'UN partiyi kendi çiftlikleri gibi yönettiklerini, bunu bir türlü önleyemediklerini genel sekreterimiz Sayın Önder SAV'IN ve İzmir Milletvekili Sayın Abdürrezzak ERTEN beyin adını kullanılarak, herkesin aday olma hakkı olduğu halde Halil İbrahim ŞENOL'UN genel merkezin adayı olduğunu, yanlı ve taraf olmanın yanlış olduğunu, partimizin bir kez daha seçim kaybedeceğini dile getirmişlerdir. Bu iki İlçe Yöneticisi arkadaşımız seslerini duyuramadıklarını, Sayın İl Başkanı Kemal KARATAŞ'A gideceklerini, olayı daha ayrıntılı anlatacaklarını, bu parti içi olumsuz yapıdan bıktıklarını defalarca kez dile getirmişlerdir. Daha da ileri giderek hiçbir fikir yürütmediğim halde," Konak Belediyesi ve başka bir takım belediyelerle çıkar ilişkileri kurduklarını, daha şimdiden parti içerisinde Gaziemir ilçesinde belediye seçimi kazanılmadan paylaşım yapıldığını,  Allah korusun bir de Belediyeyi ele geçirirsek nelerin yaşanacağı" cümlelerini kullanan bu sevgili arkadaşlarımdan Sayın Kadir ÖZALP'İN karakoldaki ifadesini okuyunca çok şaşırdım. Sanki bu ilçe yönetimini onlar değil ben suçlamışım. Sevgili il Yöneticisi arkadaşlarım ben bu olayın neresindeyim? Ben bunu öğrenmek istiyorum. Bu iki sevgili İlçe Yöneticisi arkadaşım yaklaşık iki ay önce gelip "Hüseyin Bey kulağımıza gelen bir söylentiye göre sizden para yardımı istenmiş ve siz reddetmişsiniz bu olayın akıbeti doğrumudur" cümlesini kuran iki arkadaşıma böyle bir şeyin olmadığını, hiç kimseyle böyle bir şey görüşmediğimi, bu cümleyi sarf ettiğim insanı getirirseniz bu bölgeyi terk edeceğimi, bunun son derece namussuzca bir düşünce olduğunu ve ben partime hiçbir karşılık beklemeden sürekli maddi ve manevi destek veren ve MUSTAFA KEMAL Türkiye'sinde yaşadığım süre içerisinde partime ve ülkemin geleceğine her türlü desteği karşılıksız vereceğime ve çocuklarıma bu şekilde vasiyette bulunduğumu, Cumhuriyet Halk Partisi varsa ülke vardır sözünün bana ait olduğunu söyleyen bunun son derece çirkin bir yalan olduğunu kendilerine söyledim ve arkasından bu iki arkadaşım partimizin ilçe binası yapıldığından dolayı paraya ihtiyaçları olduğunu ve ilçe başkanı Yüksel DEMİRSOY'UN görevlendirdiğini acil olarak 6.000 YTL. İhtiyaçları olduğunu söylediler. Vereceğimi söyleyince Sayın İlçe Başkanıyla konuşup bir gün sonra bana tekrar döndüler ve benden bu meblağı alıp gittiler. Birkaç gün sonrada makbuzumu özellikle Yüksel DEMİRSOY'A kendisinin imzalattığını söyleyerek teşekkür ettiler. Bir kaç gün sonra da Binbaşı Reşat Mahallesinde Alparslan İlkokulunda Parti yöneticisi arkadaşımızın eşinin öğretmen olduğunu, 23 Nisan şenliklerinden dolayı araç ve öğrencilerimizin giyim sıkıntısı çektiklerini, partimizin imkânlarının olmadığını, yardımcı olup olamayacağımı sordular. Sayın Kadir ÖZALP ile ve ismini hatırlayamadığım ve Sayın ÖZALP'İN bildiği bayan arkadaşımızla birlikte okulu ziyarete giderek hem 23 Nisan giyim kıyafetlerini almaları için 750 YTL. , hem de Özseçkin Turizmden bir minibüs ayarlayarak partim adına destekte bulundum. Aynı desteği Gaziemir Kipa Lisesine de verdim. Benim tüm bu çalışmalarım partimin yerel ve genel seçimlerde başarılı çıkması adınadır. Benim burada ne menfaatim olabilir. Bu iki İlçe Yöneticisi arkadaşımın bugünkü İlçe Başkanı hakkında ve İlçe Sekreteri Birsen ŞENOL hakkında söylediklerini üst üste koysam buradan Hakkâri'ye yol olur. Tek üzüntümde bu iki arkadaşımın omurgasız ve siyasetin içine yalan, nifak ve korkaklık etmeleri beni yaşadığım bu olaydan daha fazla üzmüştür. Sanırım bunları da inkâr edeceklerdir. Ama bu sefer kayaya çarptılar. Çünkü bu iki İlçe Yöneticisi arkadaşımdan Sayın Kadir ÖZALP yaklaşık iki ay önce Gaziemir ilçesinde Balık Pişiricisi Restorantta İl Yöneticisi Sayın Gürsoy ÖZDAMAR ve İl Yöneticisi Sayın Muhsin KARA'YA bu olayların çok daha fazlasını aktarmıştır. Sayın partili yöneticilerim bir kez daha sizlere soruyorum, ben Hüseyin ŞAHİN olarak bu olayın neresindeyim. Benim tek mücadelem düşüncelerimi partimin gelişmesi, büyümesi, yerel ve genel seçimlerde iktidar olabilmesi adına doğru bildiklerimi söylemektir. Bunu Gaziemir ilçesi örgütüne de söylerim, bir olumsuzluk varsa Hakkâri örgütünde de söylerim. Ben örgütüme dolu dolu 35 sene verdim. Üç beş çapulcuya, rantçıya, yalancıya teslim olacak bir yaşam biçimim olmadı ve olmayacaktır da. Eğer bu arkadaşlarım bunları da inkâr ederse şunları sorabilirsiniz. Diyeceksiniz ki nereden biliyorsunuz ben bilmiyorum onlar anlattılar. Şimdi herkes kafasını kuma gömdü eğer Cumhuriyet Halk Partiliyim diyebiliyorsanız, onurlu bir öz geçmişimiz partimizin geleceği diyorsanız lütfen tekrar söylüyorum birazdan anlattıklarımı kendilerine sorunuz. Bu iki arkadaşım bir üçüncü şahısın yanında partimizin 27.000 YTL.'sinin hesabını vermediğini, ilçe binasının nasıl yapıldığının hesabını vermediğini, kimlerden yardım toplandığını sormamıza rağmen hesabının verilmediğini, yarın kime neyin diyetini ödeyeceğimizi sorduğumuzda ilçe başkanının saldırgan bir tavır izlediğini söyleyende kendileridir. Ben bunları nerden bilebilirim. Bir kez daha söylüyorum ben bu olayın neresindeyim. Daha bunun gibi burada yazmaktan utandığım ama zaman içerisinde bu olayın takipçisi olmazsanız ve gereğini yapmazsanız bu sevgili arkadaşlarımın saldırgan, faşizan tavırlarını farklı şekilde kamuoyuna taşıyacağımı bilgilerinize arz ediyorum.

            Ben bulunmuş olduğum her ortamda, ülkemin ve yaşamış olduğum beldenin, sorunlarını sorgular, çözümler üretmeye çalışır, tek başıma çözemeyeceğim sorunlar olduğunda da bu hususta önce kendi olanaklarımı seferber eder, sonra da çevremdeki ve sözümün geçtiği her gerçek veya tüzel kişi ile irtibat kurar ve ülkeme bir eser daha kazandırmaya çalışırım. Aldığım gerek aile ve gerekse parti terbiyesi ile yoğrulmuş inanç dünyam beni bu şekilde harekete yönlendirir. Tabiidir ki inançlarım gereği yapılan yardımlarımı açıkça belirtmem doğru değildir. Fakat en basit bir hususta bile hiçbir sınır tanımadan iftira eden, suç isnadında bulunan bu kişilere karşıda bu dilekçemin de bir aile içerisinde kalacak açıklama mahiyetinde olduğunu düşünerek izah zorluğu çekmeyeceğimi düşünüyorum.  

            Muhtelif tarihlerde Partim yararına yaptığım bağışlar parti kayıtlarında mevcuttur. Bu bağışların yapıldığı yerler; Konak, Bornova, Buca ve Gaziemir ilçelerini içermektedir. Bunlara aday olacağım yerlerde yardım yaptığım yönünde iddialar olduğu için özellikle belirtiyorum. Benim Bornova ve Buca ile ne bağlantım vardır ki oraya bu zihniyetle bir yardım yapayım. Fakir bir vatandaşın yanan evini tekrar yaptırayım. Buca Cem evinin yapımına katkı sağlayayım veya Gaziemir Merkez Camiinin inşaatına inşaat malzemesi yardımı yapayım, klimalarını yaptırayım, kişisel yardımlarımı ise belirtmeye gerek görmüyor ve açıklamıyorum. Çünkü tüm bunları bir insanlık görevi olarak yorumluyorum.

            Sevgili parti yöneticisi arkadaşlarım, bu söylemlerin başından sonuna kadar ve bundan sonrada bende saklı kalacağından benim Cumhuriyet Halk Partililik ahlakımdan kaynaklanmaktadır. Yapmış olduğum bağışın makbuzunun kimler tarafından ve nasıl kamuoyuna dağıtıldığını araştırırsanız son derece doğru bir iş yapmış olursunuz. Bu arkadaşlarımızın bu saldırgan tavırlarının altında benim yaklaşık olarak 20 gün önce Aktepe'de Tuncelililer Derneği toplantısında, yaklaşık 300 kişiyle yapmış olduğum uzun bir konuşma ve partimin Aktepe'de seçim kaybetmesinden dolayı Gaziemir ilçemizi kaybettiğimizi, orada örgütlenmemizin alt yapısını oluşturduğundan bir cem evi projesini hayata geçirmiş olmamdan son derece rahatsız oldular, çünkü kendi bilgileri, birikimleri akşam 19.00'dan sonra rakı masalarında al takke ver külah anlamında siyaset yaptıklarından başka bir şey olmadığından dolayı yapanları da yok saymak, benden değilsen bu partide konuşamazsın, düşüncelerini söyleyemezsin anlayışını taşımak bu arkadaşlarımızın parti içi demokrasi anlayışına ne kadar bağlantılı olduğunu öğrenmek istiyorum. Sevgili parti yöneticisi arkadaşlarım, aynı hafta içerisinde Gaziemir'imizin Irmak Mahallesinde yaklaşık 3000 oyu olan ve partimize oy vermeyen roman kardeşlerimizin bir asker uğurlama töreninde bulunmam orada da uzun bir konuşma yapmam buradaki arkadaşlarımızı örgütlemem bu arkadaşlarımızı son derece rahatsız etmiş olmalı ki bu saldırgan tavrı daha önceden planladıkları ap açık ortadadır. Bu saldırgan tavrı izleyen bu yönetim anlayışı, benim muhtar arkadaşlarımızı sürekli ziyaret etmem, sürekli insanlarla iç içe olmam, demokratik kitle örgütleriyle bir arada bulunmam, subay-astsubay dernekleriyle iç içe yaşamam, Gaziemir esnafıyla 13 yıldan beri barışık ve sorunsuz yaşamam, yaptığım her ticarette bir Cumhuriyet Halk Partili olma ahlakımla yaşamam belli ki bu arkadaşlarımızın düzenlerine çomak soktuğumu ima etmektedir ve bundan dolayı da bu saldırgan tavrı izlemişlerdir. 21 Nisan günü Gaziemir meydanında bulunan Gazi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN heykelinin tüm mermerleri sökülmüş yazıları silinmiş 20 yıldan beri yenilenmemiş hali kayıtlarımızdadır. 21 Nisanda şirketim ve şahsım olarak tüm mermerlerini yenilemiş, yazılarını yeniden yazdırmış, yıkatmış olmam bu arkadaşlarımızı memnun edeceğine rahatsız etmiştir. Bu arkadaşlarımıza sormak lazım, "Gaziemir'deki spor kulüpleri kimin elindedir? "Bu gençliği kim eğitmektedir?" Bunu bu spor Kulübünü suçlama adına söylemiyorum aksine bunu yapanları takdir ediyorum. Ama yapmayanları da, bu ilçe yönetimini de buradan bir kez daha kınıyorum. Partime ve Gazi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E ihanet eden bu ilçe başkanı ve buna destek veren olumsuz tabloyu şikâyet ediyorum. Kime mi? MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E. Çünkü başka sığınacak yerimiz kalmadı.

Bu arkadaşlarımızın Gaziemir ilçesinde seçim almak gibi bir duyguları, çalışmaları asla yoktur. Gaziemirliye bir hizmet, bir gelecek, kenti yenilemek, çağdaş sosyal demokrat belediyecilik yönetim anlayışını ve hizmet anlayışını sunmak ve yaymak değildir. Bu arkadaşlarımızın tek düşüncesi rüzgâr essin yan gelip yatarken seçimi alalım, kinle, öfkeyle, çıkarla, rantla belediye yönetelim, beş yıl sonra gidelim, Gaziemir'i bir elli yıl daha sağ iktidarlar yönetsin mantığından başka düşünceleri yoktur. Eğer bizlerde böyle düşünürsek, bu rantın bir kulpundan tutup yol almış oluruz veya aksini düşünün, ben Gaziemir de 13 yıldan beri istihdam yaratan ve her gün işim gereği belediye ile iç içe yaşayan bir firmayım. Bugünkü yönetimle de aramda hiçbir problemim olmadığı, ayrıca Cumhuriyet Halk Partili olduğum için çok daha fazla hizmet alan bir firmayım. Tek korkum yarın bu arkadaşlar yönetime gelirse gelen gideni aratır duygusudur. Biz bu duygulara rağmen Cumhuriyet Halk Partili olma sevdasından asla vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz de. Benim yaşam şeklim ve temel görevim gerçek anlamda çağdaş, sosyal demokrat, laik Türkiye Cumhuriyetinin bir yurttaşı olarak yaşamak, ülkeme ve yaşadığım semte hizmet etmektir.

Sevgili İl Yöneticisi arkadaşlarım, bu olayların sadece bunlarla sınırlı olmadığını, eğer araştırırsanız Gaziemir ilçesinde bu ve buna benzer parti yöneticisi kisvesi altında partimize odaklanmış bu saldırgan yapı Gaziemir'de partimize gönül veren insanları da sindirmiştir. Bu partili arkadaşlarımızın isimlerini telefonlarıyla birlikte partimin yetkili kurlarına vereceğimden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu İlçe başkanı arkadaşımızın yaptığı bu hazımsızlığı ve bu saldırgan tavrını diğer ilçe Başkanlarımızın de destek vererek hatta daha da ileri giderek, az yaptığını "biz olsak camdan aşağı attırırdık" sözleri son derece vahim, partimizin hangi noktalara getirdiğinin ibret verici bir örneğidir. Ama şunu unutmamalılar ki, büyük önder İsmet İNÖNÜ'NÜN "bu ülkede namuslular namussuzlar kadar cesaret sahibi olmalıdır" derken neyi kastetmek istediğini kamuoyunun bilgisine arz etmek istiyorum.

 

  Saygılarımla,                                                                                              

       HÜSEYİN ŞAHİN                                                                               

   CHP İZMİR  İL DELEGESİ                                                                                

CHP'DE KAVGA SEZONU AÇILDI

 

Önce Gaziemir'de sonra Konak Belediyesi yaşanan kavgalarla gözler biranda CHP İl Başkanlığı'na çevrildi.

 

7 Mayıs 2008 tarihinde CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş'ın Gaziemir İlçe Başkanlığı'nı ziyareti sırasında yerel seçimlere dair görüşlerini açıkladığı için CHP Gaziemir ilçe binasında öldüresiye dövülen ve parmağı kesici aletle kopartılan Hüseyin Şahin'in ardından yeni bir dayak olayı da Konak Belediyesi'nde yaşandı.

 

Konak Belediye Başkanı Basın Danışmanı Yumruklandı

 

Geçtiğimiz yıl bazı CHP'li Konak Belediye Meclis üyeleri tarafından "Kendini başkan yardımcısı gibi görüyor. Bize ve bürokratlara saygısız" diyerek Konak Belediye Başkanı Ali Muzaffer Tunçağ'a şikâyet edilen bu şikâyetler sonrası basına  "Hepsi yalan. Benim yaptığı her şey başkanın bilgisi dahilinde oluyor. Başkanın talimatıyla görev yapıyorum. Tepki gösterenler dedikodu çıkarıyor, şikayet ediyor. Sanırım birilerinin planları bozuldu" diye açıklamalarda bulunan Konak Belediye Başkanı basın danışmanı Yener Muratoğlu, CHP'li Konak Belediye Meclis üyesi A.Vahap  Batıhan tarafından Konak Belediyesi binasında tartaklandı. Belediye sarayında meydana gelen olay sırasında tartışma daha sonra kavgaya dönüştü, sinirlenen Belediye Meclis üyesi A.Vahap Batıhan, Yener Muratoğlu'nu yumrukladı. Araya giren belediye güvenlik görevlileri kavgayı ayırmayı başardı. Kavga'nın Ankara'da CHP Genel Merkezi'nden bile ses getirdiği öğrenildi.

 

Hüseyin Şahin Uyarmıştı.

Kamuoyunda bilindiği gibi CHP Gaziemir ilçe binasında öldüresiye dövülen ve parmağı kesici aletle kopartılan Hüseyin Şahin olayının kapatılma girişimlerinin yapıldığını belirterek eğer bu olay kapatılırsa yarın birileri bu olaydan cesaret alarak daha kötülerini de yapabilir diye açıklamalarda bulunmuştu.

 

Tüm Gözler CHP İzmir İl Başkanlığı'na Çevrilmiş Durumda
Başta parti tabanı olmak üzere, İzmir kamuoyunda tüm gözler CHP İl Başkanlığına çevrilmiş durumda. Kulislerde konuşulan bilgilere göre olayının cereyan etmesinden hemen sonra il başkanı Kemal Karataş CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'la görüşerek konu hakkında bilgi verdiği belirtiliyor. Parti tabanındaki konuşulan bazı kulislere göre CHP İl Başkanı Karataş'ın,  Genel Başkan Deniz Baykal'a bu olayların asıl suçlusunun kendisine muhalif 5 ilçe başkanının tavrının olduğunu da belirttiği diğer iddialar arasında.

 

Öte yandan Ankara'ya yakın bazı kaynaklar Gaziemir'de yaşanan olayların Diyarbakır'da yapılacak olan CHP MYK toplantısında görüşüleceğini belirtiyorlar.

 

 

 

 

 

 


 

Gerçek niyetleri suçüstü oldu

 

CHP'de tüm teşkilatlarda kavga var.

Ama her nedense birileri bu kavgaları yok saymak için olmadık dalkavukluklar yapmaya başladı.

Gaziemir'de Hüseyin Şahin demokratik görüşünü açıkladığı için ilçe başkanı ve yandaşları tarafından öldüresiye dövülüyor, parmağı kopartılıyor ama nedense kimse bu olaya tepki göstermiyor, gösteremiyor…

Konak Belediyesi'nde bir meclis üyesi, Konak Belediyesi basın danışmanı tokatlıyor yine kimse de tepki yok…

Neden bu tepkisizlik acaba derken…

Sonra CHP Buca İlçe teşkilatı birlik, dayanışma yemeği düzenliyor…

Şüpheyle de olsa seviniyorum…

Seçim öncesi dayanışmayı sağlamak en büyük bilgelik diyorum…

Hele hele CHP Buca İlçe başkanının bu dayanışmayı sağlamak için çaba gösterdiğine inanmak zor geliyor bana…

Ne güzel hayaller kuruyorum;

CHP'liler omuz omuza seçime girecek diye seviniyorum…

Seviniyorum ama sevincim kısa sürüyor!!!

Ellerinde kalem, kitap, projeler, yüreklerinde ise sevgi tomurcuğu olması gereken muhalif ilçe başkanları, kışkırtmayla yine gerginlik yaratıyorlar…

Bir ilçe başkanı CHP İl Başkanı'nın adı açıklandığında kürsüye sırtını dönüyor, diğerleriyle başkanının konuşmalarını somurtarak dinliyor…

Oysa ne güzel şeyler söylüyor CHP İl Başkanı Kemal Karataş…

Ama kim anlıyor…

Nafile herkes kendi derdinde…

Kurdukları hayal derdinde….

 

Sonra ülkemizin sorunlarına çare üreteceklerini sandığımız zatı muhteremler, çayır havasında oynamaya, zıplama, göbek atmaya başlıyor…

Sözüm ona en koyu CHP'li olan bir zatı muhterem cebindeki deste dolarlarını oynayanların üstünde havada uçuşturuyor…

İçimiz yanıyor, bunca yoksulluğa rağmen, bunca açlığa işsizliğe rağmen.
Yine yangınlardayız, halkı umursamıyorlar
Ve sokaklarda binlerde aç, işsiz, evsiz insan varken…

Türkiye'nin birçok yerinde çocuklar açlıktan, yokluktan sefaletten dolayı acılar çekerken,

Halk Partisinin meclis üyesi dolarlarını havaya bırakıyor…

Ulu Önder Mustafa Kemal'in partisinin bireyi böyle olmamalı…
Bu tutum hoş değil, kabul edilemezde…
Oysaki CHP üyesi sevgiyle, hoşgörüyle vatandaşıyla iç içe olmalı…


Kimin umurunda bunlar, kimin umurunda vatandaş…

Say dolarları gökyüzüne, vatandaşı boş ver ne olsa bir dahaki dönem yine seni meclis üyesi yaparlar…

Ülkemizde işsizlik oranı %20'leri buldu. 10 Milyon işsiz, her gün sokaklarda, aslanın ağzından girip, kuyruğundan çıkıyorlar.

Kimim umurunda!!!

 

 

Tuzla tersanelerden gelen yedi aydaki on yedi ölüm haberi ne fark eder sizin için…

Haydi, fırlat dolarları havaya…

 

Parmak kesilsin, adam dövülsün kimin umurunda!!!

Ne olsa İzmir CHP'nin kalesi…

Oylar yine CHP'ye gelecek ya!!!

Genel Merkez'den bir adam bulduk mu birde listeye girdik mi yeter!!!

 

Bir hükümet var iktidarda

Beş ayda 7,8 milyar dolar,
Beş yılda ise, 118 milyar dolar sıcak para çıkışı,
2007 yılında ise, bir önceki yıla göre % 18'lik artışla 37,9 milyar dolara fırlamış cari açığımız…
Bankacılık sektörü ise, 2007 yılında 15 Milyar YTL kar elde etmiş, yani cebimizden faizlere uçup giden paracıklar.

Muhalefette tık yok!!!

At dolarları gökyüzüne,
Ülke batıyor…

Siyaset bitiyor…

Vah halimize…